ANADOLUTURKEY.BLOGCU.COM

en güncel blog

Google
OTİZM DÜNYASI

Kategoriler

GÜNLÜK FAL
Sinema film fragman
ve muhabbet yeri!
GÜNÜN VİDEOSU -Carlosun golleri-

Son Haberler

  • Başlıksız
  • Bizi ayıramazsınız!
  • RAHİP VE HAHAM, İMAM HATİPLERE HOCA OLUYOR
  • İSTİFA ETMİYORUM, GÖREVİMİN BAŞINDAYIM
  • YÜKSEKOVA'DA PATLAMA: 1 ASKER ŞEHİT

  • Son Yorumlar

    petek dinçöz
    cevapp
    cevabı
    merhabalar
    nasıl
    :)
    az olmuş
    yalan
    çok güzledi
    Hacker ve Lamerlere Karşı Güvenlik Sistemi MSN KORUMA




    More Cool Stuff At POQbum.com

    Aşkın 3 hali!

    Aşkımızı üç farklı şekilde yaşıyoruz: Aklımız, kalbimiz ve içgüdülerimizle!
    Akıl hali
    "Aklın yolu birdir" ve sevgilinizi bu şekilde seçtiyseniz, muhtemelen çevrenizdeki herkes bu aşkı onaylamıştır. Ne de olsa o çok efendi, terbiyeli, yakışıklı, iyi de bir işi var, en önemlisi de bir kadın ruhundan anlıyor. O tam bir kanatsız melek. Eğer onun hakkında bu tarz düşüncelere sahipseniz aşkın akıl yolunu izlemişsiniz demektir. Onunla gerçekten mutluysanız sorun yok, ama kendinizi onun olumlu özelliklerini durmadan kulağınıza fısıldayan mantığınıza kaptırıp, aslında yanında hiç heyecanlanmadığınızı ve hislerinizin bir arkadaşınıza karşı hislerinizden farklı olmadığını göz ardı ediyorsanız, ileride geç kalınmış pişmanlıklar yaşayabilirsiniz.

    Kalp hali
    En klasik ama en popüler aşk hikayesi... Kalbinizin yolunu izlediğinde onu 'Bay Mükemmel' olarak görmek isteseniz de aslında içten içe kusurlarını bilirsiniz. Hatta sizi çok rahatsız eden özellikleri bile olabilir, fakat bunlara rağmen ondan bir türlü vazgeçemezsiniz. Gerçek aşk bu mudur bilinmez, ama kalbin yolunu izlediğinizde düşme ihtimaliniz olan en büyük tuzak şudur: O içten içe bildiğiniz kusurlar, artık sizi ayrılmaya itecek kadar ciddi boyutlara geldiği halde sırf ona karşı iflah olmaz tutkunuz yüzünden kararsızlıklar ve acı deneyimler yaşayabilirsiniz.

    İçgüdü hali
    Bu yolla yaşanan aşk, genelde pek fazla tanımadığınız bir erkekle yaşayacağınız türden bir aşktır. Onun hakkında hiçbir şey bilmez, ama bir şekilde sizin için yaratılmış olduğunu hissedersiniz. Bunu size hissettiren kalbiniz olduğunu zannedersiniz, oysa hislerinizin kaynağı içgüdülerinizdir. Bazen haklı çıkar ve güzel bir ilişkiye adım atarsınız, bazense büyük bir hayal kırıklığına uğrarsınız. Yani tam bir kumar... İçgüdüler yanıltıcıdır ve aşkın bu halini seçen yanılmayı da göze almalıdır.

    20/1/2008 | Kategori: KADINCA | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

    Mutlu evliliğin sekiz formülü

    Mutlu evliliğin sekiz formülü

    Kalp çarpıntıları ve büyük heyecanla başlayan aşkınızın kavgalı gürültülü bitmesini istemiyorsanız ilişkiniz konusunda sürekli ders çalışmayı ihmal etmeyin...

    Tıpkı çocuğun okul ödevini yapması gibi ilişkilerin de sağlıklı yürüyebilmesi için tarafların ruhsal, bedensel gelişimlerini yenilemelerini öneriyor ilişki psikologları. işte iyi bir evlilik için gereken 8 psikolojik önlem size.

    Alın seve seve uygulayın.

    1-Mutlu bir evlilikte yapılması gereken ilk iş, çocukluktaki aileden duygusal olarak ayrılmanın sağlanması ve evliliğe tam anlamıyla yatırım yapmak. Böylelikle iki aileyle olan bağlantılar tanımlanmış oluyor.

    2-Evlilik bir kurum, bir nevi şirket aslında kaba tabirle. Ortak değerler üzerinde birlik kurarken, iki kişinin de bağımsızlığına özen göstermesi gerekiyor.

    3-Anne baba olmanın getirdiği zor görevlerin göğüslenmesi, bebeğin evliliğe yaptığı etkilerin hazmedilmesi bu konuda oluşacak sorunları çözüyor. Ana ilke tarafların kendi bağımsız alanlarında kalmasına saygı göstermek ve bunu sürdürebilmek.

    4-Hayatta hiçbir şey dört dörtlük olmadığı gibi, güllük gülistanlık bir hayat sürmek de garanti edilebilen bir şey değil. Hayatta yer alan kaçınılmaz krizlerle yüzleşip başa çıkabilmek en azından böyle olması gerektiği bilincini taşımak bu tür sorunları aşmada önemli bir ayrıntı.

    5-Zor durumlarda evlilik bağının gücünü koruyabilmek. Evlilik çiftlerin farklılıklarını, öfkelerini ve çatışmalarını ortaya koyabildikleri bir "güven alanı" yaratmalı ve bu hiç akıldan çıkarılmamalı.

    6-Evlilikte şaka ve neşenin hayata geçirilmesi, sıkıntıların ortak giderilmesi ve asosyal olmanın önüne geçilmesi sorunların üstesinden gelip evliliği eğlenceli hale dönüştürmenin ana kuralı.

    7-Çiftler birbirlerinin; sevgi, destek, teşvik, beğenilme, bakılma ihtiyaçlarını karşılamaya özen göstermeli.

    8-Son ama önemli ayrıntı. O ilk görüşte aşık olduğunuz insanla duygularınızı aynı tazelikte tutabilme başarısını göstermek. Zamanın getirdiği değişikliklerle yüzleşirken ilk günlerin romantik, idealize imajlarını canlı tutmak

    (Bugün)

    12/1/2008 | Kategori: KADINCA | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

    Zayıflamak için medyaya kulak vermeyin!

    Zayıflamak için medyaya kulak vermeyin!

    Doç. Dr. Funda Elmacıoğlu, kilo vermek isteyenlerin medyadaki bilgileri göre değil, uzman gözetiminde planlı yapılacak zayıflama programlarıyla yapılması gerektiğini söyledi.

    OMÜ Hemodiyaliz ve Onkoloji Merkezi, halk sağlığı eğitim programı kapsamında zayıflama konulu seminer düzenlendi. Seminere konuşmacı olarak katılan Doç. Dr. Funda Elmacıoğlu, kilo verme konusunda kişinin kendisine güvenmesinin önemli olduğuna dikkat çekti.

    Medya haberlerine itibar gösterilmemeli

    Yapılan bilimsel çalışmalarda, kişinin kilo vermek için kendisine güven duymasının, zayıflayacağına ve başaracağına inanmasının, sabırlı ve kararlı olmasının öne çıktığını vurgulayan Doç. Dr. Elmacıoğlu, "Medya zayıflama konusunda kişileri etki altına alıyor ve istediği yönde davranışa sevk ediyor. Kilo verme haberlerine itibar gösterilmemeli" dedi.

    Haftada bir kg zayıflamak yeterlidir

    Yemek yemenin sosyal bir olay olduğunu, 21. yüzyılda daha da sosyal hale geldiği ifade eden Elmacıoğlu, "Önemli olan sağlıklı beslenmedir. Yeme davranışında ve hayat tarzında değişiklik yapmak için kişinin kendisini buna hazır hissetmesi lazım.

    Zayıflayacak kişi, kendisini motive etmelidir. Başkası için değil, sağlığı için kilo vereceğine inanmalıdır. Birden zayıflamaya çalışmamalıdır. Çünkü bu durum, tekrar şişmanlığa neden olur. Haftada 1 kg zayıflamak yeterlidir. Kişinin göstereceği kararlılığa ailenin de destek olması gerekir" diye konuştu.

    Sürekli açlık hissi varsa kan şekerinizi ölçtürün

    Zayıflama döneminde stresten uzak durulmasını, az yiyip çok yağ yakmanın önemine değinen Elmacıoğlu, "3 saat ara ile yemek yenilmeli. Öğün atlanmamalı. Tam tahıl ürünleri tüketilmeli, yenilen yiyeceğin ve yemeğin farkında olunmalı. Sürekli açlık hissi varsa kan şekeri ölçülmeli, bolca su tüketilmeli. Başka kimselere hazırlanmış diyetlere uyulmamalı. Vücut ağırlığına odaklanıp zayıflamaya çalışılmamalıdır" şeklinde konuştu.

    Elmacıoğlu, diyet programında yasak olmaması gerektiğini, hareketli olunup, spor yapılmasının şart olduğunu vurguladı.
    iha

    5/1/2008 | Kategori: KADINCA | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

    Doğurgan mısınız?

    Doğurgan mısınız?

    İnfertilite uzmanlarının kısırlık sorunu olan çiftlerden sıkça duyduğu bir sorudur. Yani yıllardır boşuna mı korunmuşuz?

    Çünkü pek çok çift bir sorunu olduğundan habersiz kendince belirlediği bir yöntemle korunuyor. Bu şekilde bebek sahibi olma şansını da kaybediyor. Bu yüzden hamileliği uzun bir süre ertelemeyi düşünen çiftlerin öncelikle doğurganlıklarıyla ilgili olarak tetkikler yaptırması öneriliyor.

    Kariyer yapmak, sosyal hayattan kopmamak ve ev sahibi olmak gibi hem kişisel istekler, hem de ekonomik nedenlerden dolayı pek çok çift çocuk sahibi olmayı erteliyor. Bunun için de çoğu zaman kendi belirledikleri doğum yöntemlerini kullanıyorlar.

    Oysa özellikle yaş ilerledikçe yumurta rezervinin azalması ve yumurta kalitesinin düşmesi, kadının üreme yeteneği için büyük bir tehdit. Uzmanlara göre genç bir kadının bir yıl sonunda hamile kalma şansı yüzde 85 gibi yüksek bir oranda seyrediyor.

    Yine herhangi bir sorunu olmayan 35 yaşındaki bir kadının hamile kalma şansı yüzde 25'e düşüyor. Adet düzeninde hiçbir sorun yaşanmasa da 40 yaşından sonra bu oran yüzde 10'lara kadar iniyor. Erkekler cephesinde de sorun aynı. Yaş ilerledikçe sperm sayısı azalıyor ve kalitesinde düşüş gözleniyor.

    Hepimizin bildiği gibi ilerleyen yaş, kısırlığın tek nedeni değil elbette. Zararlı yaşam alışkanlıkları, stres, çocuklukta veya yetişkin dönemde geçirilen hastalıklar gibi pek çok etken kısırlık nedeni olabiliyor. Uzmanlar da, bu gerçekleri göz önüne alarak Yıllarca boşu boşuna korunuyor olabilirsiniz.

    Gerçekten doğurgan mısınız mutlaka öğrenin uyarısında bulunuyorlar. Elbette kısır olabileceğiniz endişesiyle hemen çocuk sahibi olmanız gerekmiyor. Hatta herhangi bir jinekolojik rahatsızlığınız yoksa kapsamlı bir check-up'tan da geçmeniz de gereksiz.

    Ancak ileriki yaşlarda çocuk sahibi olmayı düşünüyorsanız doğum kontrolünden önce bir hekime başvurup, yumurtalık rezervleri hakkında fikir edinebilir, sperm sayı ve kalitesinde bir sorun olup olmadığını net bir şekilde öğrenebilirsiniz. Böylelikle hem yıllarca gereksiz yere korunmayacak hem de bebek sahibi olma şansınızı kaybetmeyeceksiniz.

    Yumurtalarınız doğurgamlığa elverişli mi?

    Kız çocuğunun doğduğu anda yumurtalıklarında yaklaşık 1-2 milyon adet yumurta bulunuyor. Bu yumurtalar ilk adet dönemine kadar azalarak yaklaşık 400 bin civarına düşüyor. İlk adetten sonra menopoza kadar, her adet döneminde birkaç yumurta olgunlaşırken, bir kısmı da küçülüp yok oluyor. Yumurtalıklarda ki yumurta miktarı da yumurtalık rezervi olarak tanımlanıyor.

    Yumurtalık rezervi her kadına göre değişkenlik gösterse de, ilerleyen yaşla birlikte gittikçe azalıyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Emre Bakırcıoğlu, 35 yaşından sonra kadının hamile kalma şansının oldukça azaldığına dikkat çekiyor. Çünkü, bu yaştan sonra kadında yumurtaların sayısı ve kalitesi hızla azalmaya başlıyor.

    Üstelik, bazı kadınlarda yumurta sayısı jinekolojik hastalıklara bağlı olarak 35 yaşından önce de düşebiliyor. Daha açık ifade etmek gerekirse, bir kadının biyolojik yaşı 25 iken, yumurtalarının yaşı 35 olabiliyor. Ayrıca önceden geçirilmiş yumurtalık ameliyatları veya enfeksiyonları, endometriozis, sigara tüketimi, uzun süre radyasyona maruz kalınması, kemoterapi veya radyoterapi tedavisi, yumurtalıkta oluşan ve doku kaybına yol açan kistler gibi çeşitli faktörler de yumurtaların azalmasına neden oluyor.

    Bu nedenle hekimler, anne olmak isteyen kadınların doğum kontrol yöntemine başlamadan önce mutlaka jinekolojik muayeneden geçerek ne kadar doğurgan olduklarını tespit ettirmeleri gerektiği uyarısında bulunuyor. Günümüzde, kolaylıkla uygulanan bazı testler ve tetkiklerle yumurta sayısı ve kalitesi hakkında fikir edinilebiliyor. Bunun için öncelikle jinekolojik öykünüz dinleniyor, ardından ultrason muayenesine başvuruluyor.

    Doktorunuz gerekli gördüğü takdirde sizden hormon testleri ve rahim filmi isteyebiliyor. Bu işlemlerin, ne zaman ve nasıl uygulandığına gelince.

    Jinekolojik öykünüz dinleniyor

    Doğurganlığınızı belirlemek için ilk olarak adetiniz, yaşam alışkanlıklarınız ve jinekolojik geçmişiniz hakkında bilgi ediniliyor. Düzenli adet görüyor musunuz? Adet günlerinizde oynama var mı? Adet dönemlerinde ağrı oluşuyor mu? Bu sorulara verdiğiniz yanıtlar, yumurtlama olup olmadığı konusunda doktorunuza fikir veriyor.

    Sigara ile alkol tüketimi, hatalı beslenme gibi zararlı alışkanlıklarınız, geçmişinizde jinekolojik bir hastalık geçirmiş olmanız veya hâlâ tedavi görmeniz de, yine üreme sağlığınız hakkında bilgi edinilmesini sağlıyor.

    Ultrason muayenesi yapılıyor

    Ultrason taraması, doğurganlık hakkında fikir edinilmesinde çok önemli bir role sahip. Çünkü bu yöntemle hem yumurta rezervi hem de yumurta sayısı hakkında bilgi ediniliyor. Genellikle adetin 2.-3. günü yapılan ultrason taramasıyla yumurtacık keseleri, yani foliküller inceleniyor.

    Her iki tarafta en az dörder adet folikül bulunması, kadının iyi bir yumurtalık rezervine sahip olduğuna işaret ediyor. Ayrıca, yumurtalıklarda veya rahimde herhangi bir kist olup olmadığı da yine bu yöntemle kolaylıkla tespit edilebiliyor.

    Hormon testlerine başvuruluyor

    Ultrason muayenesinden sonra gerekli görülürse yumurta rezervi hakkında daha net fikir edinebilmek için FSH (Folikül Stimüle Edici Horman) ile Estrodiol hormanların kandaki değerlerine bakılıyor. Adetin 2. -3. günlerinde uygulanan bu testte, değerler yüksek çıkarsa tehlike çanları çalıyor demek. Çünkü yumurta rezervi azaldıkça bu hormonların kandaki değeri yükseliyor. Eğer hormon düzeyi çok düşük çıkarsa, bu da yumurta olmasına rağmen, yumurtlamanın gerçekleşmediğine işaret ediyor.

    Rahim filmi istenebiliyor

    Bazı durumlarda rahim tüp filmi (HSG-Histerosalpinografi) çekilmesi gerekebiliyor. Rahim filmi kolaylıkla uygulanan ve çoğu zaman da ağrısız bir işlem. Adetin bitiminden hemen sonra yapılıyor. Çünkü bu günlerde rahim içi daha iyi görülüyor ve yumurtlama döneminden sonra olabilecek çok erken bir gebelik olasılığı ortadan kaldırılıyor. HSG ile rahim iç boşluğu ve tüpler değerlendiriliyor. Bu yöntemle tüplerin açık olup olmadığı ve kapalı ise durumun ne kadar ciddi olduğu anlaşılabiliyor

    Sonuçlar değerlendiriliyor

    Jinekolojik muayene ve tetkiklerin ardından yumurta sayısı ve kalitesinde herhangi bir sorun belirlenmezse, doktorunuz yaşam alışkanlıklarınızı da dikkate alarak size uygun doğum kontrol yöntemleri hakkında bilgi veriyor. Eğer, endometriozis gibi jinekolojik bir hastalık tespit edilmişse ileride üreme sağlığınızın olumsuz etkilenmemesi için zaman kaybetmeden tedavi aşamasına geçiliyor.

    Doktorunuz, tedaviniz bittikten sonra size hemen hamile kalmanızı önerebiliyor. Herhangi bir jinekolojik hastalığınız olmasa bile, yumurta rezervinde bir sorun ortaya konmuşsa, yine hamilelik sürecini ertelememeniz öneriliyor.
    Formsante

    20/12/2007 | Kategori: KADINCA | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

    <Önceki Yazılar | Sonraki Yazılar>

    Accident Car Dallas Lawyer
    Accident Car Dallas Lawyer Counter
    resimler
    Bedava100.Net -Genel Türk Web Siteleri AramaniA=Arama Motorunuz
    <%%>

    TÜRK TELEKOM FATURA SORGULAMA
    HizmetNo:
    Ör: Telefon hizmeti için: 3121234567
    Aşağıdaki resimde görülen güvenlik kodunu giriniz:
    Soru ve Sorunlarınız için 444 1 444'ü arayınız.

    SüperTeklif'e üye ol, sen de kazan!